Loading

#15 Temmuz

BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARAMADI

15 Temmuz akşamı bir arkadaşıma eşya taşımak için yardım ediyordum. Tam kolileri aldık evden çıktık derken üstümden bir jet geçti. Çok garipsedim fakat üzerinde durmadım. Zira asker millettik ve böyle şeyler hoşumuza bile giderdi..

15 Temmuz akşamı bir arkadaşıma eşya taşımak için yardım ediyordum. Tam kolileri aldık evden çıktık derken üstümden bir jet geçti. Çok garipsedim fakat üzerinde durmadım. Zira asker millettik ve böyle şeyler hoşumuza bile giderdi. Fakat aklıma da soru işareti düşmüştü. Zafer Bayramı kutlamalarına daha vardı ve de gece kutlama olmazdı. Terör hedeflerine harekat desen Ankara üzerinden uçak neden güneydoğuya harekat için gitsindi? Kucağımda koli bu sorular kafamın içinde dönerken ikinci uçak geçti. Ardından üçüncü, ardından dördüncü..

Bir anda şimşek çaktı kafamda, yapbozun parçaları birleşti ama çıkan resmi zihnim kabul etmiyordu. Yıllardır mücadele ettiğimiz fetö, herkesin bildiği sır olan ordudaki nüfuzu, Aralık 2013’ten beri büyük darbe vuruldu denmesine rağmen fetö militanı yazar ve sözde aydın kesimin ve hatta etrafımdaki birçok militanın kibri, “turpun büyüğü heybede duruyor” yorumları.. Evet bu bir darbeydi!

Kabul etmek istemiyordum, aklıma olası bütün kötü sonuçlar dolmaya başlamıştı. Sabaha sokağa çıkma yasağı olacaktı. Fetö düşmanı yazar, polis, bürokrat, normal vatandaş herkese karşı bir sürek avı, Fetullah Engizisyonu başlayacaktı. Ekonomik bunalıma tekrar girilecek belki de onlarca yıl çıkılamayacaktı. Ülke yok edici bir fetret devrine girecek ve sonucunda büyük ihtimalle Batı’nın belirlediği sayıda parçaya ayrılacaktı.

Acilen eve gittim, böyle bir zamanda ailemle olmam, bir karar alınıp birşey yapılacaksa beraber kalmam lazımdı. Geldiğimde TV açıktı. Fakat net bir haber alınamıyordu. Üstelik çok garip bir durum da vardı, muhalif çizgideki ana akım medyada köprünün kapatılması, “alçak” uçuşlar gibi gelişmeler izlenirken “yandaş” medyada esamesi yoktu. Bu da darbenin çok hızlı bir şekilde başarıya ulaştığına dair düşüncelere boğdu beni.

Kafamda hala tüm olumsuzluğun dumanı, pusu gezinmekteydi. Bir umut ışığı, içimdeki enerjiyi aktive edecek tek bir resme ihtiyacım vardı. O adamı görmem lazımdı. Sağ olduğuna, kumandayı elinde tuttuğuna, tüm bu hayasız akının, arkasında sadece millet olan o adamın çelik iradesine çarpıp parçalandığını görmem lazımdı.

Sahi o adam neredeydi? Cennet mekan Abdülhamid Han’dan beri milletin istiklal susuzluğunu gidermek için beklediği, Karlofça’dan bu yana devam eden 300 seneyi aşkın geri çekilmeyi durduran o adam neredeydi? Her gün İslam dünyasından yüz milyonlarca insan tarafından dua kalkanına alınan o adam bu kadar kolay mı ortadan kaybolacaktı? Aklım bunu da almıyordu. Bütün bu olumsuzluğun içinde bir de bir Whatsapp grubundaki bazı kişilerin darbeyi sevinç içinde karşılamaları ile iyice çıldırdım sadece dua ediyordum.

Çok şükür beklediğim an geldi, Reis suikastten Allah’ın yardımıyla kurtulmuştu ve çağrı yapıyordu! Zamanında yüzde elliyi tutmuştu, dün gibi hatırlıyorum. Şimdi ise yüzde yüzü göreve çağırıyordu! Durmak, tereddütte kalmak, vakit kaybetmek olmazdı, zaten geç bile kalmıştım.

Koşarak çıktım ve arabaya bindim. Birkaç ana hedef vardı, Meclis, Emniyet, AK Parti genel merkez, Esenboğa, Külliye. En yakın ve hızlı Söğütözü’ne gidebilirdim ve öyle de yaptım. Bir yandan da arkadaşlarıma ulaşmaya çalışıyordum, bir şekilde organize olmak lazımdı.

Söğütözü tam bir keşmekeşti. Büyük bir kalabalık, vurulanları arabalarla taşıyanlar, kaybettiği yakınları için gözyaşı dökenler, sürekli uçuştaki helikopterler, yapılan atışlar, jetlerin ses bombaları.. Tam bir bıçak sırtı durumu, moraller bir düzeliyor, bir bozuluyordu. Aniden minarelerden selâ okunmaya başladı. Selâyı duyduğum anda yüreğimden korku silindi. Sanki içimde hep varolan ama daha önce ortaya çıkmamış bir düğmeye basılmıştı ve cesaret ile dolmuştum. Patlama ve silah seslerinin yoğunlaştığı Külliye’ye gitmeye karar verdim.

Belediye araçları yollara çekildiği için nispeten daha sakindi, en azından zırhlı araçlar tarafından katliam teşebbüsü olmamıştı. Daha çok havadan alçak uçuş, ses bombası ve helikopter ateşi vardı bir de onlara karşı hafif silahları ile karşı koymaya çalışan güvenlik ve dua ile desteğe gelmiş halk. Sabaha kadar süren silah sesleri ve ses bombaları arasındaki gergin bekleyişi ara ara gelen olumlu haberler dağıtıyordu. Emniyetin direnmesi, 1. Ordu Komutanının darbe karşıtı tutumu ve daha niceleri.

Bir saniye başımı çevirdim ve iki helikopterin ışıklarını söndürmüş bir şekilde külliye üzerinden meclise doğru gittiğini gördüm. Oraya geldiğimden beri helikopterler Külliye’ye fazla yaklaşmamaya çalışıyorlardı bu yüzden hava savunma sistemi olduğunu düşünüyordum. Saniyenin çok küçük bir diliminde yerden bir ışık çizgisi helikoptere doğru uçtu fakat maalesef kuyruğu ile pervanesinin arasından çok az bir fark ile ıska geçti ve birkaç yüz metre yukarıda patladı.

Hayal kırıklığı içindeydim, koskoca Külliye’de nasıl güdümlü füze sistemi olmazdı? Savunma sanayinde çok iyi koşullarda çalışan fakat içlerinde bir damla vatanseverlik bulunmayan, hatta terör örgütlerine sempatizanlık yapan tanıdıklarımı hatırladım ve her birine lanet ettim.

Hava aydınlanmaya başladı, saat altı buçuğa geliyordu, şarjım da saatler önce bitmişti. Arabaya gidip telefonumu şarj etmeye karar verdim. Yolda karşılaştığım herkesin yüzünden kayıplarımızın hüznü ile Silahsız Kuvvetlerimizin zaferi aynı anda okunabiliyordu. Tam genel merkezin önünden geçiyordum ki arkamda büyük bir patlama duydum. Jetlerden iki adet bomba atılmıştı, Külliye vurulmuştu!

Darbe savuşturulmuştu, halk galip gelmişti ama hainlerin kana susamışlığı da devam ediyordu. Hem o pilot açısından ne vardı ki? Zaten darbecilikten müebbet alacaktı, iki füze atıp birilerini daha katletse de cezası değişmeyecekti. Sonsuza ekleme çıkarma durumu..

16 temmuz günü eve kendimi atıp yatağa uzandığımda içim huzur doluydu. Vatana kasteden tüm planlar bir kez daha bozulmuştu çünkü hepsinin üstünde bir plan ve Plan Yapıcı vardı ve bende o planın içinde üstüme düşeni yapmıştım. Bu sefer kapalı kapılar ardında “Bizim çocuklar başaramadı!” diyeceklerdi..

Yasir T.

Kategoriler

15Temmuz

#15 Temmuz

    Previous Story

    DERİN MİLLET DARBESİ

    Next Story

    BAŞKOMUTANIN ÇAĞRISI

    Author

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir